Türkçe



20-22 AĞUSTOS KAZ DAĞI TRANSI FAALİYET RAPORU

İzlenme 3193

Yaşlı kestane ağacının dibindeki simsiyah ve bereketli toprağı avuçlarınıza alıp kokusunu içinize çektiğimizde, ulu bir zirveden uçsuz bucaksız ovalara, dağlara, denize baktığımızda, rüzgâr çınar yapraklarını yalarken duyulan şarkıları dinleyerek uykuya daldığımızda hissettiklerimizdir bunca çabanın, bunca emeğin, kimilerinin çılgınlık dediği bu maceranın nedeni. Sevdiklerimizin yanında, uygarlığın tüm olanakları içerisinde yumuşacık yastığa değil, ıssız bir orman köşesinde bir taşa yaslıyorsak başımızı, bu dağlara, bu ormanlara, bu doğaya olan sevdamızdandır. İşte bu sevdayla çıktığımız yolda, bu yıl 2.sini gerçekleştirdiğimiz 3 günlük Kaz Dağı yürüyüşümüzü başarıyla tamamlayıp döndük evlerimize. Heybemize doldurduðğumuz unutulmaz anıları ve fotoğrafları da getirdik merak edenlere. Ve işte, bu birbirinden zorlu, birbirinden keyifli 3 günün kısa bir özeti:
1. Gün
Saat 4:30’da Çetin UZUNKAYA ve Mustafa KONAKOĞLU ile, Akçay YASA önünde buluştuk. Araçlarımızdan birini burada bırakıp, diğeriyle Kızılkeçili Köyü’ne vardık. Burada tırmanışımıza başladığımızda saat 5:00’ti. Yaklaşık 2,5 saatlik yol yürüyüşü ile, çınarların altındaki güzel çeşmemize vardığımızda, hava yeni yeni aydınlanmaya başlamıştı. Burada termoslarımızdaki çayın yanında, hafif bir kahvaltı yaptık. Kahvaltı sonrası yaklaşık 20 kg ağırlığındaki çantalarımızı yüklenerek, Sarıkız’ın dik yamaçlarından tırmanmaya başladık. Havanın rüzgârlı olması işimizi kolaylaştırıyordu ama Ağustos sıcağında bu dik yamaçları bunca ağırlıkla tırmanmak çok zordu. Sık molalar vererek, yaklaşık 7 saatte 1726 metrelik Sarıkız’a vardık. Sarıkız, Türkmenlerin şenlik zamanı olduğu için epeyce kalabalıktı. Şiddetli rüzgâr altında onlarca insan, ellerinde mumlarıyla dileklerini diliyor, bir ritüeli yerine getiriyordu. Buradan yürümeye devam edip 1774 metrelik asıl zirveye, Karataş’a vardık. Karataş’ta rüzgâr çok daha şiddetliydi. Zirve taşında birkaç fotoğraf çekip yola devam ettik ve Tozlu’ya indik. Buradan Çeyiz Deresi yönüne daldık. Burası Kaz Dağı’nda ayıların en yoğun görüldüğü, oldukça ıssız bir alan. Gerçekten de 10 kmlik yol üzerinde hiçbir insan izi görmedik ama, her 50 metrede bir önümüze ayı pislikleri çıktı. Yine de, köknar ağaçlarının sunduğu muhteşem manzaralar yol boyunca büyüledi bizleri. Çeyiz Deresi’nden Beypınarı yönüne döndük ve 3 kmlik tırmanışla, 15 saatlik yürüyüşümüzün sonunda kamp alanımıza vardık. Çadırlarımızı kurduk. Küçük gaz ocağımızda suyumuzu kaynatıp çorbalarımızı içtik. Konservelerimizi tükettik. Bedenlerimiz, yaklaşık 55 kmlik yürüyüşün yorgunluğuna daha fazla dayanamadı ve uykuya daldık.
 
2. Gün
 
Sabah çadýrlarýmýzdan çýktýðýmýzda hava yeni aydýnlanýyordu ve ormanýn nemli havasý ciðerlerimizi acýtýyordu. Su kaynatýp çayýmýzý demledik. Çadýrlarýmýzý toplayýp kahvaltýmýzý yaptýk ve çantalarýmýzý sýrtlanýp yola düþtük. 2. Günün güzergahý tamamen keþif-macera niteliðindeydi ve hedefimizde, ana rotalar üzerinde bulunmayan ama görmeyi çok istediðimiz Taþbaþý Kulesi vardý. Yaklaþýk 2 saatlik yürüyüþle kuleyi bulduk. Taþbaþý Kulesi, tamamen metalden imal edilmiþ, 83 basamakla çýkýlan çok yüksek bir kuleydi. Tepesine týrmandýðýmýzda, þiddetli rüzgârýn etkisiyle kulenin epeyce sallandýðýný fark ettik. Yine de kuleden izlediðimiz manzara muhteþemdi. Aþaðý inip yola devam ettik ve vadiyi dik olarak geçip, Kocaçukur’a, buradan Koçero Deresi kýyýsýndan Kirse Alaný’na vardýk. Burada yükseklik 470 metreye kadar düþtü. Yola devam edip, sýrasýyla Taþtan Gelen Su, Çateðrek, Kumeðrek Mevkilerini geçtik. Bizim asýl hedefimiz, 3. günün sonunda At Kayasý’ndan çýkmaktý ama, At Kayasý-Eybek Mevkilerine oldukça uzak kaldýðýmýzý gördük ve biraz canýmýz sýkýldý.  Gün sonunda yaklaþýk 45 kmlik yürüyüþün ardýndan, Ocaksuyu Mevkiine vardýk. Hava henüz kararmýþtý. Burada kestane toplayýcýlarýnýn kullandýðý naylon barakalar vardý. Bu barakalara yerleþerek uyku tulumlarýmýzý serdik. Buz gibi pýnarda yüzümüzü, ayaklarýmýzý yýkadýk ve çayýmýzý demleyip akþam yemeðimizi yedik. Çevremizden gelen ürkütücü sesleri dinleyip ayaklarýmýzdaki piþikleri tedavi ettik ve yine erkenden yattýk.
 
3. Gün
 
Sabah yine erken uyanýp çorbalarýmýzý, çayýmý içtik. Çantalarýmýzý yüklenip saat 8:00 civarýnda yola çýktýk. Issýz patikayý takip edip orman içine daldýk. Epeyce yürüdükten sonra açýk bir alana vardýðýmýzda, At Kayasý’na oldukça yaklaþtýðýmýzý fark edip sevindik. Arabölen’den , patikanýn bittiði noktadan yamaca vurduk ve oldukça sert bir týrmanýþa baþladýk. Bu týrmanýþ yaklaþýk 2 saat sürdü ve son metrelerde yamaç týrmanýþýndan kaya týrmanýþýna dönüþtü. Ýlk 2 gün bizi rahatlatmýþ olan rüzgâr da etkisini yitirmiþti. Normalde kolaylýkla týrmanabileceðimiz kayalar, aðýr sýrt çantalarýmýzla birlikte oldukça zorladý bizi. Sonunda 1150 metrelik zirveye vardýk. Buradan hem Çanakkale tarafýnýn, hem de Körfez’in muhteþem manzaralarýný izledik doya doya. Sonra iniþe geçip, yaklaþýk 3,5 saatlik sert bir iniþle, yaklaþýk 30 km. lik yürüyüþ sonunda  Yaþyer Köyü’ne vardýk. Burada köy kahvesinde yorgunluk çaylarýmýzý içip hareket ettik. YASA’daki aracýmýzý alýp, Mehmetalan Köyü’nden geçerek Milli Park giriþ noktasýna ulaþtýk. Burada resmi iþlemlerimizi tamamladýk ve Kýzýlkeçili Köyü’ne giderek diðer aracýmýzý da aldýk. Güre’ye gidip, kaplýcanýn þifalý sularýna attýk kendimizi. Vücudumuzdaki yaralar ve piþikleri sýcak suyun etkisiyle epeyce sýzladý ama, 1 saatlik banyo bizi kendimize getirmeye yetti. Kaplýca çýkýþý nefis pidelerimizi yerken hem fotoðraflarýmýza baktýk, hem de bu 3 günlük faaliyetin deðerlendirmesini yaptýk.
 
Toplam yürüyüþ saatimiz 33,5 saatti. Kat ettiðimiz toplam mesafe, yaklaþýk olarak 130 km. idi. ( Yanýmýzda herhangi bir ölçüm aleti yoktu ama yürüdüðümüz saatleri hesap edip, yýllara dayalý tecrübemizle böyle bir tahminde bulunduk ) Vücutlarýmýzdan yaklaþýk 3’er kilo eksilmiþti.  Bu 3 gün boyunca Kaz Daðý’nýn en yüksek zirvelerinde gezdik. Batýdaki zirvelere de, doðudaki zirvelere de ayak bastýk. 3 gün boyunca her birimiz yaklaþýk 15’er litre sývý tükettik ve bu sývýnýn %90 ýný terleyerek geri verdik. Ayý görebilmeyi çok istedik ancak sadece dýþkýlarýný gördük. Ama varlýklarýný çok yakýnýmýzda hissettik sürekli. Beypýnarý’ndaki elma aðaçlarý ve yol boyu rastladýðýmýz kocaman böðürtlenler sýk sýk aðzýmýzý tatlandýrdý. Su yönünden hiç sýkýntý çekmedik. Bin pýnarlý Ýda, buz gibi sularýyla serinletti bizi sürekli.
 
Þimdi, Edremit Körfezi’nin serin sularýnda teknemizle sallanýp oltalarýmýzla kýsmet ararken, ya da þehrin sokaklarýnda dünya iþlerinin peþine düþerken, ya da evimizin balkonundan baþýmýzý kaldýrýp Kaz Daðý’nýn sisli yamaçlarýný izlerken, bu 3 günün unutulmaz anlarý gelip geçiyor gözümüzün önünden. Ve artýk gelenekselleþen bu faaliyetin gelecek seneki bölümünün planlarýný yapýyoruz daha þimdiden.
 
TEÞEKKÜRLER : Aðaçlara, kuþlara, topraða, bizi serinletip rahatlatan rüzgâra, buz gibi pýnarlara, tüm zirvelere, erenlere, evliyalara, bizleri sabýrla ve merakla bekleyen ailelerimize, arkadaþlarýmýza, etkinliðimizle ilgili resmi iþlemleri yürüten Milli Park yetkililerine ve bu macerayý birlikte yaþadýðým yoldaþlarýma teþekkür ederim.


16/01/2021 Gün Ortalama:75  Bugün32 ziyaret var  Sitede 1 Kişi var  IP:3.239.51.78