Türkçe

Gönderen:metinozdogan@hotmail
2073 kez bakılmış
13 Eylül 2012
08:33

KALABAK YANGINI VE MALUMUN İLAMI-



          Cunda’daki büyük yangının ertesinde, etkililer ve yetkililerce “piknikçilerin eseri” açıklaması yapıldığında, o çok şiddetli poyrazda o kervan geçmez tepenin başında, gecenin o saatinde hiçbir piknikçinin duramayacağını, araziyi gezerek, fotoğraflarımızla kanıtlamıştık. İçimizi acıtan Havran Tepeoba-Kalabak yangını sonrası da “tarla kenarındaki otların tutuşturulm

ası” açıklaması gelince, bu şiddetli poyrazda hiçbir akılsızın ot falan tutuşturmayacağını bildiğimiz için, acı bir gülümseme ile dinledik bu sözleri. Hele hele görgü tanıklarının ifadesi ile yangının birkaç ayrı noktadan başladığını ( garantili ) öğrenince, geriye tek bir soru kaldı : “Dumanı ve külü denizi aşıp taa Ayvalık’ı bile karalara boğan, üzüntüsü yüreğimizi dağlayan bu alçakça yangını kim başlattı?”

İşte bu sorunun cevabını bulabilmek, belki yanan ağacın, kuşun, böceğin yasını yerinde tutabilmek için, KDSG olarak 12 Eylül Çarşamba günü yangın bölgesini gezdik. EdremitYenice Yolu, Çobançeşme Mevkiinden köy yoluna saparak Kalabak Köyü’ne doğru indiğimizde ilk başta sıra dışı bir görüntüyle karşılaşmadık. Fakat bir tepenin kenarından döndüğümüzde önce keskin bir yanık kokusu, ardından da tepesinden köküne siyaha kesmiş ağaçlar, ağaçların hâlâ yanmakta olan kökleri, kavrulmuş hayvanlar ve gözlerimizi yaşartan bir manzara ile karşılaştık. Beşkere Mevkiinden Kalabak’a inen yaklaşık 7-8 km lik yolun iki tarafı, özellikle de Tepeoba yönünde sağda kalan vadi simsiyahtı. Kalabak’tan Tepeoba’ya dönüp köy kahvesinde köylülerden bilgi aldık. Yine bir köy yolundan bu defa vadinin diğer tarafından, maden sahasının hemen kenarından geri döndüğümüzde, buradaki manzaranın çok daha kötü olduğunu fark ettik. Yangın Kalabak’a yaklaşık 2 km kala durmuştu ama Tepeoba’nın hemen yanı başına kadar gelmişti. Yanan alan epeyce genişti. Çoğunlukla kızılçam, az miktarda da zeytin ağacı ve bağ-bahçe yanmıştı. Köylüler dokunsanız ağlayacak kadar üzgündü ve köylerinin dibine kurulan madenin yarattığı bu laneti görüp, zamanında tepki göstermedikleri için vicdan muhasebesi yapıyorlardı.

Özdoğu Şirketi’ne ait Maden sahasına girdiğimizde, bu madende yıllardır çalışan işçilerle sohbet etme fırsatı bulduk. Madenin faaliyetleri ile ilgili bilgiler aldık. Yangının ilk başladığı yeri gördük. Ve fark ettik ki :

1- Bu maden bölgeyi gerçek anlamda mahvetmiş. Dev gibi bir maden havuzu yapılmış. Havuz naylonla kaplanmış ve içerisinde kimyasal maddelerle ( işçiler siyanür olduğunu söylediler ) maden ayrıştırılıyor. Rezervin tükendiği ve madenin işlevini yitirdiği anda üzerinin toprakla örtülüp terk edilmesi planlanıyor. Havuzun hemen yanında dev gibi bir çukur açılmış ve madenden çıkarılan, pasa adı verilen atıklar buraya dolduruluyor. Dev gibi kamyonlar sürekli çalışıyor ve dakikada ( evet dakikada ) yaklaşık 8-10 kamyon pasa dökülüyor. Madende bakır, molibden ve altın üretiliyor. Madene giden yollar 4-5 şeritli yol yapılabilecek kadar genişletilmiş ve bunun için bile onbinlerce ağaç kesilmiş.
2- Yangın madenin yakınında çıkmış ve maden sahasına hiç zarar vermeden, adeta madeni yalayarak devam etmiş. Yani kuşbakışı görüntüde madenin kendisi değil ama, tüm faaliyet alanı ve yakındaki sahalar yanmış ve popüler tabirle “ORMAN VASFINI YİTİRMİŞ”
3- Maden işçilerinin ifadesiyle maden sahasının hemen karşısında bulunan tepede de zengin rezervler tespit edilmiş. Gösterdikleri tepe ise yangının başladığı noktaya çok yakın olan, tamamen yanıp kül olmuş bir alan. Yakında bu tepede de sondajların ve üretimlerin başlayacağı belirtiliyor ve belki de üretimin önündeki tek engel olan orman örtüsü artık yok.
4- Hiç kimsenin dikkatini çekmeyen bir husus var : Yangın esnasında bölgede söndürme çalışması yapan uçaklar denizden su alırken, helikopterler yakın olması nedeniyle maden havuzundan su aldılar. Havuzda bulunan su ise kimyasal maddelerle ve muhtemelen siyanürle karışmış, zehirli bir suydu. Yani karşımızda zehirli kimyasal maddelerle yıkanmış çok geniş bir alan var.
Tüm bu veriler ışığında bu yangının çıkışı, etki alanı ve söndürülüş biçimi açısından kimlerin çıkarına uyduğunu, yangın nedeniyle insanların internet ortamında günlerdir yazıp durduğu bedduaların muhatabının kim olduğunu, burada oynanan oyunun aslında ne olduğunu anlamak zor değil. Asıl zor olan, bedduadan öteye geçebilmek ve insanlarımıza bu yangının, bu madencilik faaliyetlerinin yaşamımıza, çocuklarımızın geleceğine verdiği zararları gösterebilmek. Kapitalizmin dini, imanı, vicdanı, yüreği olmadığını, para uğruna milyonlarca ağacın, kuşun böceğin bir gecede feda edilebileceğini, vatanı satmanın en kestirme yolunun vatan toprağını, ormanını, deresini satmak olduğunu gösterebilmek.
23/10/2020 Gün Ortalama:117  Bugün 32 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:3.238.62.144